Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, şiddetli geçimsizlik veya kanunda özel olarak sayılan (zina, hayata kast, pek kötü muamele, terk vb.) boşanma sebeplerinden birinin gerçekleşmesi durumunda taraflar boşanma davası açma hakkına sahiptir. Evliliğin hukuki olarak sona erdirilmesi süreci olan boşanma, eşler ve varsa müşterek çocuklar için yalnızca manevi ve sosyal sonuçlar doğurmakla kalmayıp, aynı zamanda ciddi hukuki ve mali sonuçları da beraberinde getirmektedir. Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında düzenlenen boşanma hukuku, tarafların mahkemedeki kusur durumlarına, ekonomik güçlerine ve en önemlisi müşterek çocukların üstün yararına göre çeşitli yaptırımlar ve mali yükümlülükler öngörmektedir. Bu yükümlülüklerin başında şüphesiz ki yargılama masrafları ve nafaka talepleri gelmektedir. Yargılama sürecinin adil ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi, hak kaybı yaşanmaması için sürecin maddi boyutunun yasal mevzuat çerçevesinde doğru anlaşılması son derece elzemdir.
Boşanma davası açmayı planlayan kişilerin hukuki sürece dair en çok merak ettiği konuların başında mahkeme masraflarının ne kadar olacağı ve süreç boyunca bu masrafların kimin tarafından karşılanacağı hususu gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Aile Mahkemelerinde dava açılabilmesi için yatırılması gereken zorunlu yasal harçlar ve gider avansları bulunmaktadır. Bu kalemler, her mali yıl için Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile yeniden güncellenerek belirlenmektedir. Türk hukuk sisteminde boşanma davaları maktu harca tabi davalar statüsündedir; diğer bir deyişle, tarafların malvarlığı veya talep edilen maddi tazminat miktarı ne olursa olsun, açılış esnasında devlete maktu (sabit) bir harç ödenir.
Dava ilk açılırken Adliye veznesine ödenmesi gereken kalemler temel olarak başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansından oluşmaktadır. Başvurma harcı ve peşin harç, devletin sunduğu kamu niteliğindeki yargı hizmeti karşılığında alınan vergisel bedellerdir. Gider avansı ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, dava sürecinde mahkeme kalemi tarafından yapılacak olan tebligat giderleri, varsa dosyanın gönderileceği bilirkişi inceleme ücretleri, mahkemede dinlenecek tanıkların yasal ücretleri, Aile Mahkemesi bünyesinde görev yapan pedagog (sosyal inceleme uzmanı) raporu masrafları ve posta giderlerinin karşılanması amacıyla peşin olarak yatırılan tutardır.
Anlaşmalı boşanma davaları ile çekişmeli boşanma davaları arasında masraflar açısından belirgin usuli farklılıklar mevcuttur. Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm feri sonuçlar üzerinde önceden bir protokol ile uzlaştıkları için süreç kural olarak tek celsede tamamlanır. Bu sebeple bilirkişi, detaylı sosyal inceleme araştırması veya tanık dinletme gibi ek usuli işlemler yapılmaz ve yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmı karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iade edilir. Çekişmeli boşanmalarda ise tarafların uzlaşmazlığı nedeniyle iddiaların ispatı için çok sayıda tanık dinlenir, emniyet vasıtasıyla sosyo-ekonomik durum araştırmaları (SED) yapılır. Bu usuli işlemler silsilesi mahkeme masraflarının artmasına ve yargılama sürecinin uzamasına yol açar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kuralına göre, yargılama giderleri dava sonunda haksız çıkan tarafa (kusurlu bulunan eşe) yükletilse de, usul gereği bu masraflar davanın açılış aşamasında davacı tarafça peşin ödenmek zorundadır.
Boşanma davalarının en kritik ve taraflar arasında en çok ihtilaf yaratan mali boyutlarından bir diğeri nafakadır. Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin sona ermesi neticesinde maddi anlamda zorluğa düşecek olan tarafı ve müşterek çocukların sağlıklı gelişimini korumak amacıyla nafaka müessesesini ihdas etmiştir. Hukuki niteliği itibarıyla nafaka, bir ceza veya zenginleşme aracı değil; tamamen aile içi dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün evlilik sonrasına uzanan bir yansımasıdır. Hukukumuzda boşanma süreci ve sonrasına ilişkin üç temel nafaka türü uygulanmaktadır:
Boşanma davası gibi hem maddi hem de manevi açıdan tarafları son derece yıpratabilen süreçlerde, hukuki usullerin eksiksiz yerine getirilmesi, kanuni sürelerin kaçırılmaması ve dilekçelerin hukuki temellere oturtularak hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Gider avanslarının eksik yatırılması davanın usulden reddine sebep olabileceği gibi, nafaka taleplerinin kanunda aranan maddi şartlara uygun şekilde ispat edilmemesi taraflar açısından telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu noktada, boşanma ve aile hukuku alanında mesleki faaliyetlerini ve çalışmalarını sürdüren Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde dava süreçlerinin titizlikle takip edilmesinin, harç ve masraf usullerine riayet edilmesinin adaletin doğru tecellisi için vazgeçilmez olduğunu ifade etmektedir. Yargılama masraflarının doğru hukuki adımlarla yönetilmesi, nafaka şartlarının somut delillerle mahkeme nezdinde ispatlanması ve tüm yasal hakların korunması; ancak yürürlükteki yasal mevzuata tam uyum sağlayan profesyonel bir hukuki yaklaşım ile mümkün olabilmektedir. Yasaların tanıdığı hakların mahkemelerde doğru usullerle savunulması, her zaman en adil sonuca ulaşmanın temel anahtarıdır.